260 TL

Homo Economicus'tan Homo Ludens'e

Modern iktisat düşüncesi, yaklaşık iki yüzyıl boyunca insan davranışını Homo Economicus modeli üzerinden açıklamıştır. Bu yaklaşım, bireyi rasyonel tercih yapan, faydasını maksimize etmeye çalışan ve ekonomik çıkarları doğrultusunda hareket eden bir aktör olarak tanımlar. Ancak yirmi birinci yüzyılın toplumsal, teknolojik ve kültürel dönüşümleri, bu modelin insan davranışının tamamını açıklamakta giderek yetersiz kaldığını göstermektedir.

Dijitalleşmenin hızlanması, sosyal medya platformlarının gündelik yaşamın merkezine yerleşmesi, deneyim ekonomisinin yükselişi, oyunlaştırılmış etkileşim biçimlerinin yaygınlaşması ve boş zaman faaliyetlerinin ekonomik yaşam içerisindeki ağırlığının artması, bireylerin tercih yapılarında önemli değişimlere işaret etmektedir. İnsanlar artık yalnızca gelir, üretim ve tüketim ekseninde hareket etmemekte; anlam, deneyim, aidiyet, eğlence, sembolik değer ve öznel tatmin gibi unsurları da yaşamlarının merkezine yerleştirmektedir.

Homo Economicus’tan Homo Ludens’e, bu dönüşümü teorik ve ampirik boyutlarıyla inceleyen disiplinlerarası bir çalışmadır. Kitap, Johan Huizinga’nın Homo Ludens kavramını çağdaş dijital toplum bağlamında yeniden ele almakta; iktisat, sosyoloji, kültürel çalışmalar ve davranış bilimleri arasındaki sınırları aşarak yeni bir yorum geliştirmektedir. Çalışma boyunca ekonomik büyüme, teknolojik gelişme, dijital kapitalizm, toplumsal değerler ve bireysel davranışlar arasındaki ilişkiler incelenmekte; modern toplumlarda ortaya çıkan yeni insan tipolojisinin temel özellikleri tartışılmaktadır.

Kitap aynı zamanda klasik kalkınma ve büyüme yaklaşımlarının ötesine geçerek, toplumsal ilerlemenin yalnızca maddi refah göstergeleriyle ölçülemeyeceğini savunmaktadır. Bu çerçevede bireylerin mutluluk, yaşam memnuniyeti, güven, deneyim ve anlam arayışı gibi unsurları da toplumsal dönüşümün temel bileşenleri olarak değerlendirilmektedir.

İnsan davranışı gerçekten yalnızca ekonomik teşviklerle mi açıklanabilir? Dijital çağda çalışma, tüketim ve boş zaman arasındaki sınırlar nasıl değişmektedir? Oyun, eğlence ve deneyim neden giderek daha büyük ekonomik ve toplumsal önem kazanmaktadır? Ve en önemlisi, modern toplumun merkezinde hâlâ Homo Economicus mu bulunmaktadır, yoksa yerini giderek Homo Ludens’e mi bırakmaktadır?

Bu kitap, çağdaş toplumun dönüşen insanını anlamaya yönelik yeni bir iktisadi ve toplumsal paradigma önerisidir.

İktisatı Yeniden Düşünmek

Modern iktisat, insan davranışını rasyonel tercih ve çıkar maksimizasyonu üzerinden açıklayan güçlü bir analitik çerçeve üretmiştir. Ancak bu çerçeve, ekonomik eylemin normatif ve simgesel boyutlarını çoğu zaman arka planda bırakır. İktisadı Yeniden Düşünmek: Rıza, Oyun ve Ekonomi, tam da bu eksikliği tartışmaya açmaktadır.

Bu çalışma, ekonomik düzenin yalnızca maddi teşvikler ve zorunluluklar üzerinden değil rıza üretimi, oyunsal yapıların içselleştirilmesi ve anlam kurucu toplumsal pratikler aracılığıyla sürdürüldüğünü ileri sürer. Rıza burada edilgen bir kabulleniş değil birey ile sistem arasındaki ilişkiyi yeniden üreten aktif bir süreçtir. Oyun ise iktisadi alanın dışında kalan bir etkinlik değil ekonomik davranışın kurucu mantığını görünür kılan bir analitik anahtardır.

Kitap, Homo Economicus varsayımının epistemolojik sınırlarını tartışırken, insanı tarihsel ve kültürel bağlam içinde konumlandıran alternatif bir düşünme hattı önermektedir. Böylece iktisadı yalnızca kaynak tahsisi problemi olarak değil aynı zamanda bir meşruiyet, anlam ve toplumsal yeniden üretim alanı olarak ele alır.

Bu eser, iktisadın metodolojik temellerini sorgulamak ve disiplinlerarası bir açılım aramak isteyen araştırmacılar için kuramsal bir tartışma zemini sunmaktadır.

Sakin Tilki Korktuğunda

“Ne zaman korktunuz en son? Ama gerçekten?
Ve o korkuyu sizin yerinize kim yaşadı?”

“Çünkü insana anlatılamayan her şey, susan nesnelere dökülürdü.”
“Tahtaya yazılmamış şeyler var bazen.
Beni de kimse yazmadı oraya.
Belki ben de yokum.”
Gökhan Tosun, bu üçleme hikâyelerinde görünmeyenleri görünür kılıyor; hayata iz bırakamayanların sesi oluyor.

“Ben de vardım.” diyen herkes için…

330 TL

Homo Ludens Ekonomisi :
Oyunla Var Olmak

Ekonomiyi bir oyun gibi hayal edin, kuralları katı ama oyuncuları yaratıcı, rekabetin içinde paylaşım, üretimin merkezinde anlam ve özgürlük var. Homo Ludens Ekonomisi: Oyunla Var Olmak, modern iktisadın bireyi “çıkar peşinde koşan Homo Economicus” kalıbına indirgemesine karşı güçlü bir itirazdır. Bu kitap, insanı yalnızca tüketen ya da hesaplayan değil, oynayan, yaratan, paylaşan ve ritüel kuran bir varlık olarak yeniden düşünmeye çağırıyor.

Yazar Gökhan Tosun; bu özgün çalışmasında oyun kavramını sadece eğlence değil, ekonomik varoluşun merkezi bir biçimi olarak konumlandırıyor. Homo Ludens; anlamın, estetiğin ve kolektif bilincin peşinde ekonominin sınırlarını zorluyor, değer yaratımını yeniden tanımlıyor. Kapitalizmin araçsal aklını sorgulayan bu metin, aynı zamanda estetik, etik ve duygusal bir ekonomi tahayyülünün de kapılarını aralıyor.

Belki de soru artık şu: Ekonomik olmak zorunda mıyız, yoksa oynayarak da var olabilir miyiz?

190 TL

Adı Olmayanlar

Adı Olmayanlar, çağdaş bireyin anlam krizini, yabancılaşmasını ve içsel dönüşümünü zamansız bir anlatı evreninde işleyen kısa bir anlatıdır. Şimdiki zamanda geçen öykü, üç genç karakterin – Hazal, Yusuf ve Mert’in – sıradan bir şehir hayatından koparak anlamlandıramadıkları bir başka dünyaya geçişini ve orada karşılaştıkları adı olmayan bir adamla birlikte yaşadıkları dönüşümü konu alır.

Bu yeni dünya, Orta Çağ’ı andıran ama açıkça tanımlanmayan bir zamansızlık taşır. Teknolojinin, aceleciliğin ve tüketimin olmadığı bu yerde, gençler ilk başta huzuru ve dinginliği deneyimler. Ancak zamanla bu dinginlik, yerini sıkıntıya ve aidiyet sorgulamasına bırakır. Modern dünyanın karmaşasından uzak olmalarına rağmen, hiçbir yere ait olmadıklarını fark ederler.

Öykü, didaktik bir çizgiye düşmeden, karakterlerin dönüşümünü içsel gözlemler ve atmosfer üzerinden aktarır. Yabancı karakter, açıklayıcı olmadan yol gösteren, bilgelikle değil, yalınlığıyla dönüşüme aracı olan bir figürdür. Hikâye, “kendini tanı” ilkesini merkeze alırken, dönüş ve sonrasındaki sessiz iç çatışmaları da gözler önüne serer.

Adı Olmayanlar, yer yer alegorik, yer yer gerçekçi bir anlatımla, günümüz bireyinin varoluşsal yalnızlığını, huzur ile can sıkıntısı arasındaki gerilimi ve anlam arayışını odağına alır. Özellikle genç okurların ve çağdaş bireyin ruh haline seslenen bu kitap, kısa ama yankısı uzun sürecek bir yolculuk sunar.

Adı Olmayanlar Spotify sesli dinlemek için lütfen tıklayınız.

Türkçe versiyonunu dinlemek için tıklayabilirsiniz.

Adı Olmayanlar Storytel sesli dinlemek için lütfen tıklayınız.

İngilizce versiyonunu dinlemek için tıklayabilirsiniz.

220 TL

Hayrettin

Hayrettin, zihinsel engelli, içine kapanık ve yalnız bir gencin sessiz ama derin iç dünyasını merkeze alarak, toplumsal dışlanmanın ve duygusal görünmezliğin izini süren bir öykü kitabıdır. Köyde doğmuş, toplumun kenarında büyümüş, ne tam anlamıyla sevilmiş ne de bütünüyle dışlanmış bir karakterin, varoluşunu kendi sessizliğinde inşa edişini anlatır.

Kitap, dokuz bölümden oluşur. Her bölüm Hayrettin’in içsel yolculuğunun bir durağını temsil eder. İlk bölümlerde, onun köydeki gündelik hayatı, ailesiyle ilişkileri, toplumla kuramadığı bağlar anlatılır. Bu kısımlarda özellikle çocukluk anıları, bayramlar, okul yılları ve çevresindeki insanların onunla kurduğu eksik ilişkiler aracılığıyla toplumsal yalnızlık görünür kılınır.

Kitabın ortalarına doğru Almanya’dan gelen amca figürüyle, Hayrettin’in hayatında ilk kez bir “başka ihtimal” doğar. Hayrettin amcasıyla Almanya’ya gider. Ancak bu gidiş, bir kurtuluş değil, yeni bir yalnızlık biçiminin başlangıcıdır. Dilini bilmediği, kurallarını anlamadığı, kimsenin onu tanımadığı bu yeni dünyada Hayrettin görünmezleşir. Suskunluğu derinleşir, defteriyle kurduğu içsel diyalog bile zamanla kesilir.

Son bölümlerde ise Hayrettin’in sessizliğinin bir karara dönüştüğü, hayattan yavaşça çekildiği görülür. “Ben gitttim” cümlesi, onun ardında bıraktığı tek iz olur. Finalde, köye dönülür:

Hayrettin’in adı artık bilinmese de, oturduğu taşın gölgesi hâlâ oradadır. Hayrettin, dramatik bir anlatı kurmaktan kaçınır. Sessizlik, suskunluk ve görmezden gelinmişlik üzerinden bir atmosfer yaratır. Bu metin, büyük olayların değil; küçük eksilmelerin ve anlatılmamış duyguların öyküsüdür.

Hayrettin Storytel sesli dinlemek için lütfen tıklayınız.

İngilizce versiyonunu dinlemek için tıklayabilirsiniz.

$5.99 USD

When the Quiet Fox is Afraid

When the Quiet Fox Is Afraid brings together three deeply introspective works by Gökhan Tosun — Hayrettin, The Nameless Ones, and Art. Each story explores the fragile borders between solitude, madness, and meaning in a world that has forgotten how to listen.

From a young man’s silent despair in a small Anatolian village to nameless souls wandering through modern life and artists seeking redemption through creation, these narratives illuminate the quiet, trembling moments that define what it means to be human.

Written in a lyrical and minimalist style, Tosun’s prose turns silence into speech — revealing that even fear, when faced with honesty, can become a form of beauty.